DİYARBAKIR ZİYARETİ: ÇATIŞMA, YIKIM ve YENİDEN İNŞA

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi olarak bir heyet ile 6 - 7 Ocak 2018 tarihlerinde Sur'un Yıkımına Hayır Platformu'nun daveti ile gerçekleştirdiğimiz Diyarbakır ziyareti sırasında 7 Ocak'ta Diyarbakır Eğitim-Sen 1 Nolu Şube'de çatışma, yıkım ve yeniden inşa sürecinde kültür varlıklarına dair yaptığımız açıklama.  

Basına ve Kamuoyuna,

Diyarbakır Suriçi’ndeki çatışma ve yıkım sürecini 2015 yılından beri endişe ile takip etmekteyiz. İki gündür ise yerinde yaptığımız gözlemler ve görüşmeler ile yaşanılanlara tanıklık etme imkanı bulduk. Bu gözlem ve tespitlerimiz raporlaştırılıp önümüzdeki günlerde kamuoyu ile paylaşılacaktır. Ancak bugün Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi olarak üç kişilik bir heyet ile gerçekleştirdiğimiz dayanışma ve inceleme ziyaretinden izlenimlerimizi sizlerle paylaşmak istiyoruz.

Ziyaretimiz sırasında çatışma sürecinde kültür varlıklarında meydana gelen tahribatın onarılma çabasının yerine yıkım ve yeniden inşa projelerinin uygulandığını, bunun sonucunda pek çok tescilli kültür varlığının, Roma Dönemi'ne dayanan sokak dokusunun çatışmalar bittiği halde halen girişe yasak olan beş mahallede tamamen ortadan kaldırıldığını gördük. Bu yaşam alanında yüzlerce yıllık süreklilik sonucunda oluşan arkeolojik katmanların da iş makinaları ile yapılan hafriyatlar, kanal vb.  kazılar sonucu kayıplar verdiği açıktır. Kaybın ne olduğu, hafriyatlar sırasında sırasında açığa çıkan buluntuların akıbeti konusunda ciddi şüphelerimiz oluşmuştur.

Yasaklı altı mahalle dışında Alipaşa ve Lalebey mahalleleri acele kamulaştırma kararları ile kentsel dönüşüm adı ile yıkılmaktadır. Bu mahallelerde de özgün sokak dokusu yitirilmiş, yeni ve tarihi ekleri birlikte barındıran konutların yıkımında tarihsel eklentiler de kaybedilmiştir. Görgü tanıklarının aktarımıyla yıkımlar sırasında ortaya çıkan tarihi yapı parçaları ilgili kurumlarca koruma altına alınmamıştır.

Dicle Vadisi Projesi ile Hewsel Bahçeleri’nin Diyarbakır Surları ile bütünleştiği kültürel peyzaj da yapılaşmaya açılmaya çalışılmaktadır.

Bilindiği üzere Diyarbakır Kalesi  ve Hewsel Bahçeleri  UNESCO Dünya Mirası Alanı’dır. Ayrıca 599 tescilli kültür varlığı barındıran Suriçi, kentsel sit alanıdır ve Dünya Miras Alanı tampon bölgesindedir.  Yasal statülerle devlet tarafından korunması gerekli anılan alanlar, devletin ilgili birimleri Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu, Kültür Varlıklarını Koruma Yüksek Kurulu kararları ve yasal değişikliklerle korunması etkisizleştirilmiştir. Çatışma süreci sonrası inşaat odaklı politikalar için de bir fırsat olarak görüldüğünden koruma kanunlarına, çağdaş, evrensel ve bilimsel koruma ilkelerine aykırı uygulamalar meşrulaştırılmaya çalışılmıştır. Sonuçta bugün, Suriçi’nin altı mahallesinin %72’si yıkılmış; kentin özgün tarihsel dokusu hem yapısal hem de demografik olarak onarılması güç yaralar almıştır.

Çatışma sonrası süreçte alandan sorumlu ve alana tüm katmanlarıyla hakim Diyarbakır Kalesi Hewsel Bahçeleri Alan Yönetimi Başkanlığı uzmanlarının tespit yapmasına izin verilmemiş; yerine Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın görevlendirdiği alanı tanımayan ekiplerce bilimsel altlıklar göz önüne alınmadan, gözleme dayalı tespitlerle yetinilmiştir. Bu bağlamda önemli bir mesleki saptamamız ise, yerelde çalışan, bölgenin kültür varlığı envanterine hakim, dolayısıyla çatışma sonrasında bilimsel ve demokratik olarak örgütlenmesi gereken onarım süreçlerinde yer alması beklenen meslektaşlarımızın çalışma alanlarından uzak tutularak yetkisizleştirilmesidir. Üzüntü verici bir diğer mesleki gözlemimiz ise, koruma mevzuatının etkisizleştirilmesi ve yıkım için gerekli bilimsel manipülasyonun aktörlüğünü yüklenen “meslektaşlarımız” ve ilgili bilim dallarından uzmanların da var olmasıdır.

Merkezi yönetimin bilimsellikten uzak, ekonomik ve politik tercihleri ile yürütülen yeniden inşa sürecinin yerine, korumanın ve kentin tüm aktörlerinin dahil edildiği bilimsel ve demokratik bir sürecin acilen başlatılması gerekmektedir. Anayasal görevleri arasında yaşamı ve kültür varlıklarını korumak olan devlet için yozlaştırılmamış haliyle kanunlar ve imzasının bulunduğu uluslararası anlaşmalar da bu yolu göstermektedir.

Bugün kısaca izlenimlerimizi özetlemek istedik. Bitirirken tüm meslektaşlarımızı yaşamı ve kültür varlıklarını birlikte korumak için ilgili meslek örgütü olarak bundan sonra Diyarbakırlılar, ilgli demokratik kitle örgütleri ile ilişkili halde yürütmeyi amaçladığımız gözlem ve belgeleme çalışmalarına davet ediyoruz.

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi

7 Ocak 2018, Diyarbakır