Türkiye Arkeolojisi ile İlgili Güncel Sorunlar Üzerine Görüş

Türkiye arkeolojisi son yıllarda yaptığı atılımlarla bilim dünyasında yadsınmaz bir saygınlık kazanmıştır. Bu saygınlığı sağlayan gelişmelerin artırılarak sürdürülmesi kanısını taşımakta ve bu nedenle güncel konulardaki bazı kaygılarımızı belirtme gereği duymaktayız.

1. Kazıların yönetim modeli ile ilgili kaygılar

a- Arazi çalışmasının süresi değişkendir: Her yıl alanda, uzun bir süre etkin olarak çalışılmasının beklendiği anlaşılmakta ve bu bağlamda 4 ay gibi bir çalışma süresi öngörülmektedir. Ancak, bütün kazı alanlarının aynı ölçütlerle değerlendirilmesi, kazı yapılan yerlerin farklı niteliklere sahip olması dolayısıyla mümkün değildir. Örneğin, büyük bir ören yeri/antik kent, bir höyük, bir düz yerleşme, bir nekropol, bir tümülüs ya da tek bir yapının koşulları, niteliği ve burada yapılacak çalışmanın amaç ve yöntemleri farklıdır. Bunların bazılarında, istenen bilimsel sonucun alınması birkaç günlük bir çalışmayla gerçekleşebilirken bazılarında ancak aylar, yıllar, on yıllar boyunca çalışıldığı takdirde bir sonuca ulaşılabilir.

b. Arkeolojik çalışma sadece toprak hafriyatı ve koruma değildir: Ortaya çıkan sonuçların değerlendirilmesi malzeme üzerinde çalışılmasını gerektirir. Biriken malzemenin incelenmesi için, zaman zaman bir mevsimin ya da mevsimin bir bölümünün ayrılması gerekebilir. Bu konudaki kararın bilimsel çalışma yapanlara bırakılması doğru olacaktır.

c. Bilim ekiplerine güvenilmesi gerekir: Bilim heyetlerine, aykırı davranışları kanıtlanıncaya kadar güvenilmesi; her ekibin kendi kazısını en iyi şekilde sürdürebilme kaygısını taşıdığı, korunma konusunda duyarlılığa sahip olduğu düşünülmelidir. İstisnai durumların, aykırı davranışların önlenmesi konusunda alınacak kararların emsal oluşturup diğer ekiplere genellenmesi, bilimsel standartlara uygun biçimde çalışmakta olan ekipleri töhmet altında bırakarak zor duruma sokmaktadır.

d- Kazı başkanlarının ya da yeni oluşturulmaya çalışılan başkan yardımcılarının arkeoloji diplomasına sahip olmasının beklenmesi, çağın gerekleriyle uyuşmamaktadır: Herşeyden önce birçok ülkede arkeoloji eğitimi yıllardır antropoloji başlığı altında yapılmakta, arkeolojinin giderek çok disiplinli bir hale gelmesi nedeniyle bazı ülkelerde arkeoloji eğitimi, çevresel arkeoloji, jeoarkeoloji, biyoarkeoloji, mimarlık tarihi gibi bilim dallarının içinde sürdürülmektedir. Nitekim dünyada arkeoloji alanında, başarılı çalışmalarıyla ün yapmış birçok meslektaşımızın akademik kökeni, mimarlık tarihi, arkeometrinin çeşitli dalları, jeoarkeoloji ve biyoarkeolojidir. Çağın gerekleri, kazı başkanının artık, çok disiplinli bir çalışmayı yürüten bir orkestra şefi özelliğine sahip bilim insanları olmalarını dayatmaktadır.

2. Yabancı kazıların yönetim modeli ile ilgili kaygılar

Geçtiğimiz günlerde yabancı meslektaşlarımızın başkanlığında yürütülen ve yürütülecek  olan kazılara eşbaşkanlık zorunluluğu getiren bir genelge yayınlanmış, ardından konu ile ilgili edinilen duyumlar ile Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın bu konuda daha yapıcı adımlar attığı izlenimi edinilmiştir. Ancak, yenilenen genelgede, eşbaşkanlık terimi yerine işlevsel olarak bir farklılık taşımayan başkan yardımcılığı ifadesinin kullanılması bizde, meslektaşlarımızı zor durumda bırakarak konuyu içinden çıkılmaz bir hale getireceği konusunda endişeler oluşturmuştur. Bu tür bir uygulamanın meslek etiği ile uyuşmayacağı, bilimsel çalışmaları zor durumda bırakacağı ve Türk arkeolojisinin edinmiş olduğu saygın konumu zedeleyeceği kaygısını taşımaktayız.

Nitekim aldığımız duyumlar daha şimdiden hoş olmayan, bilimsel anlayışla bağdaşmayan gerilimlere yol açmaya başlamış ve uygulama sürdürüldüğünde bunun daha da içinden çıkılmaz durumlara yol açacağı belli olmuştur. Uzun yıllardan beri süregelen ve şimdiye kadar herhangi bir sorun çıkmamış, Türkiye arkeolojisine önemli katkı yapan kazıların bundan zarar göreceği ortadadır. Bu doğrultuda bir karar üretilmesi isteniyorsa, ancak bundan sonra başlayacak projelerin ortak çalışma olarak yürütülmesi teşvik edilebilir. Bu da olmazsa olmaz bir koşul olarak değil, her başvurunun özgün durumu göz önüne alınarak kararlaştırılması gereken bir konu olmalıdır.

Sonuç olarak, arkeoloji her şeyden önce bilimsel bir çalışmadır ve amacı bilgi üretmektir. Bilim ise ancak güven ve özgür bir ortam içerisinde gelişir, verimli sonuçlara ulaşır. Bürokrasimizin bilim insanlarına karşı bu duyarlılığı göstermesi gerekir. Bürokrasimizdeki birtakım tıkanıklıkların geçmişteki bazı hatalara tepki olarak ortaya çıktığı görülmektedir. Türk arkeolojisinin gelişimini sürdürebilmesi ve bilim dünyasında öncü rolü oynaması hepimizin beklentisidir. Ancak çağımızda yerli ve yabancı tüm meslektaşlarımızın her şeyden önce bilim insanı olduklarını, bilim etiği ve kurallarını sahiplendiklerini kabul etmek gerekmektedir. Kötü ve yanlış örneklerin genellenerek tüm camiamıza yansıtılması, çalışmalarını özveriyle sürdüren bilim insanlarını zor durumda bırakmaktadır.

Saygılarımızla,
                                                                                             İstanbul Üniversitesi
                                                                                     Prehistorya Anabilim Dalı                                                                                              Mayıs 2010

Ana sayfaya dön



Datcalılar Knidos Aslanı'nı geri istiyor

Ressam, arkeolog müzeci ve diplomat

'Tanrıların değil insanların evi'

Bir kareyle arkeolojinin hikâyesi

Adalet gelene kadar İstanbul Sulukule'yi kaybetti

"Düğün"den çalınanlar aranıyor!

'Yorgun Herakles' huzura kavuştu

Ayasofya'yı kazdıkça yeni bir şey ortaya çıkıyor!

Yüce Deyyus'un oğlu

Meksika'da 25 bin yıllık ayak izi bulundu

Binlerce yıllık "infaz"da ikinci perde

Çanakkale'de 7 bin yıllık kayıp kent bulundu

'Küme' güme gitti





Presentation of Yenikapı archaeological excavation

Eski Anadolu Topluluklarında Anemi




Son Güncelleme
17 Kasım 2011


<


ŞUBAT 2012

Pzt Sa Çar Per Cu Cts Pz
     
    1 2 3 4 5
6 7 8 9 10 11 12
13 14 1516 17 18 19
20 21 22 23 24 25 26
27 28 29






İznik Gezisi

27 Haziran 2010

Program

Kırklareli-Vize Gezisi

20 Aralık 2009

Fotoğraflar yüklendi...