Marmaray Projesi Yenikapı Kazısı
Milliyet Gazetesin'de, Marmaray Projesi Arkeolojik Kazıları'yla ilgili olarak, “Tarihi mirasa kepçe darbesi”başlığıyla yayınlanan habere karşılık, Marmaray Projesi Yenikapı Kazısı Çalışanlarının yasal haklarını kullanarak gazete yönetimine gönderdiği tekzip metni...
TEKZİP METNİ
09.03.2008 tarihinde Sayın Ömer Erbil imzası ile
Milliyet gazetesinde yayınlanan; “Tarihi mirasa kepçe
darbesi” başlıklı yazıda isim verilmeden Marmaray Yenikapı
Kazısında çalışan tüm serbest arkeologların kişisel
haklarına ve mesleki itibarına saldırı yapılmıştır.
Gece çalışmalarında işçilerin kontrolünün sağlanamadığı iddia edilmektedir. Bu iddia tamamen gerçek dışı olup, hiçbir somut kanıt gösterilmeden, tüm çalışanlar zan altında bırakılarak, kamuoyunda suçlu durumuna düşürülmüştür. Gece kazı çalışmasında kazılan alan gündüz çalışmasına göre daralmaktadır. Sadece müze uzmanı sorumlu arkeolog tarafından belirlenen alanda çalışılmaktadır. Gece vardiyalarında serbest arkeologlar ve müze görevlileri işlerinin başındayken ve işçilerin kendi inisiyatifleri dâhilinde hiçbir karar alıp uygulama yetkisi yokken denetimin sağlanamadığı ve pek çok eserin hafriyat toprağına karıştığı iddiası en basit bir araştırma dahi yapılmadan ortaya atılmış gerçek dışı bir haberdir.
“Arkeologların gece işçilerin başında durmadığı ve konteynırların içinden çıkmadığı, işçilerin kendi kafalarına göre kazı yaptığı” şeklinde ihbar mektubunda öne sürülen iddialar hiçbir konu uzmanı ve konunun muhatabı serbest arkeologların görüşü alınmadan gazetede yayınlanarak arkeologlar zan altında bırakılarak gazetecilik etiğine aykırı hareket edilmiştir. Gündüz çalışmalarında olduğu gibi gece çalışmalarında da, serbest arkeologların başında vardiya amirleri varken konteynırlardan çıkılmadığı iddiası en hafifinden abesle iştigaldir. Gece ve gündüz ayrımı yapmaksızın tüm serbest arkeologlar her türlü hava ve arazi koşullarında son derece özverili ve fedakârca çalışarak dünya kültür mirasına katkıda bulunmanın onurunu taşırken böyle uydurma ve aşağılayıcı iddiaların önemli bir gazetede gündeme getirilmesi arkeologlar açısından onur kırıcı olmuştur. Hiçbir şekilde araştırılmadan, herhangi bir belgeye dayandırılmadan ‘işçilerin denetimlerinin sağlanamadığı gerekçesiyle dışarı eser çıkardıkları ve kazı alanı çevresinde cirit atan eski eser kaçakçılarına bu eserleri sattıkları iddiasıyla arkeologlar küçük düşürülmüş ve gayri resmi olarak eski eser kaçakçılığı ile itham edilmiştir.
İhbar mektubu sonrası kazı alanında Milliyet gazetesinin çalışma yaptığı iddiasına yer verilmiş ve bu iddiaların doğruluğunun tespit edildiği ileri sürülmüştür. Milliyet gazetesinin kazı alanında böyle bir çalışma yaptığına dair serbest arkeologların ve müze görevlilerinin hiçbir bilgisi yoktur. Yani konunun muhatapları olan arkeologlar ile herhangi bir röportaj, görüşme veya bilgi alışverişinde bulunulmamıştır. Çeşitli arkeolojik eserlerin çamura karışmış ve atılmayı beklediği iddia edilmiştir. Ancak atıldığı veya atılmaya başlandığı değil de atılmayı beklendiği şeklinde bir yorum yapılmaktadır. Arkeolog olmayan bir kişinin konunun uzmanlarına danışmadan hangi toprağın atılıp atılmayacağı ve içindeki eserlerin ne tür eserler olup bu eserlerin akıbeti ile ilgili yorum yapması tamamen kişisel, yanlı ve karalamaya yönelik bir yorum olmaktadır. Haberde “tüyler ürpertici görüntülerde” şeklinde bir yorumla konu dramatize edilerek arkeologlar kamuoyu nezdinde hedef gösterilip eserlerin müzelik veya etütlük olarak ayrılmadığı iddia edilmektedir. Aynı şekilde hangi eserlerin müzelik veya etütlük olacağına bir gazetecinin konunun uzmanlarından bilgi almadan karar vermesi mümkün değildir. Bu tarz bir yorum gazetecilik mesleğinin sınırları dışına çıkmaktır.
Haberde “6. ve 8. yüzyıl batıklarına ait ahşap parçaların havuzlarda olması gerekirken öylesine atılmış halde bekletildiği” iddiası haberi yapan kişi tarafından öne sürülmektedir. Bu yorum bile başlı başına bu haberin tümünün ne kadar yanlı, serbest arkeologları aşağılayıcı bir haber olduğunu ortaya koymuştur. Yine konunun uzmanlarına danışılmadan ahşap parçalarının gemi batıklarına ait olduğu ifade edilmiş üzerine envanter numarası konulan ahşap eserlerin çürümeye bırakıldığı dile getirilmiştir. Mesleği gazetecilik olan bir kişinin kazı alanında bulunan arkeolojik ahşap parçaları hakkında batık parçaları şeklinde yorum yapması ve ahşaplar üzerindeki numaraları uzmanlardan bilgi almadan envanter numarası diye adlandırması imkansızdır.
Bizler basın özgürlüğüne büyük bir saygı duymakla birlikte basının, eleştiri ve yayın hakkını kişileri küçük düşürmeden ve karalamadan yerine getirmesi gerektiğine inanarak saygılarımızla kamuoyunun bilgilerine sunarız.
MARMARAY PROJESİ YENİKAPI KAZISI ÇALIŞANLARI