Arkeoloji ve Taşeronlaşma

İstanbul Boğazı’nın kuzeyindeki 3. köprü ve bağlantı yolları inşaatı için gerekli arkeolojik araştırmalar özel bir şirket tarafından yürütülmektedir. Arkeolojik çalışmaların özelleştirme ve taşeronlaşmaya açılması anlamına gelecek böyle bir uygulama hakkında kaygılarımızı kamuoyunun dikkatine sunarız. Bir ülkenin tarihi ve tabiat varlıkları o ülkenin ve insanlığın ortak değerleridir ve bu değerleri ilgilendiren çalışmalar her hangi bir imar / yapı çalışması olmayıp kamusal hizmet niteliğindedir. Nitekim aşağıda sıralanan yasalarımız da söz konusu değerleri koruma altına almakta ve bu alanda yürütülecek çalışmaların nasıl ve kimler tarafından gerçekleştirileceğini tanımlamaktadır.

2863 sayılı Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kanunu’nun 35. maddesi: ”Bu kanun hükümlerine tabi, taşınır ve taşınmaz kültür ve tabiat varlıklarını meydana çıkarmak üzere, araştırma, sondaj ve kazı yapma hakkı, sadece Kültür ve Turizm Bakanlığına aittir.”

Anayasa’nın 128. maddesi: “Devletin, kamu iktisadî teşebbüsleri ve diğer kamu tüzel kişilerinin genel idare esaslarına göre yürütmekle yükümlü oldukları kamu hizmetlerinin gerektirdiği aslî ve sürekli görevler, memurlar ve diğer kamu görevlileri eliyle görülür.” 4857 Sayılı İş Kanunu’nun 2. maddesi: “İşletmenin ve işin gereği ile teknolojik nedenlerle uzmanlık gerektiren işler dışında asıl iş bölünerek alt işverenlere verilemez.”

Yukarıda belirtilen yasa maddelerinden de anlaşılacağı gibi arkeolojik yüzey araştırması, kazı vb. çalışmalar 2863 nolu yasaya göre Kültür Bakanlığı’nın asli işidir. Bu tanım gereği, Anayasa ve İş Kanunu, asli işin, kurum dışında bir kurumun, şahsın, oluşumun yürütmesini mümkün görmemektedir. Aksi uygulamalar söz konusu alanların kamu yararı gözetmeksizin kâr amacıyla kurulan şirketlere havale edilmesi riskini ortaya çıkaracaktır.

Bu, aynı zamanda kurumsallaşmış, dünya arkeolojisinde yer edinmiş ve yeterli tecrübeye sahip üniversite ve bakanlığa bağlı kurumların yok sayılması anlamına gelmektedir. Halen ülkemizde yürütülmekte olan otoyol, boru hattı gibi kapsamlı projelerde arkeolojik yüzey araştırma ve kazı çalışmalarının ne yazık ki özel şirketler tarafından yürütüldüğü örnekler bulunmaktadır. Söz konusu çalışmaların üniversite ve müze çalışmalarından beklenen denetimden uzak oldukları, raporların ilgili kurum ve kamuoyu ile yeterince ve doğru zamanda paylaşılmadıkları anlaşılmaktadır. Sağlıklı bir çalışma yürütüleceği varsayılsa bile, kamu kurumlarının etkisizleştirilerek, müzelerin asli işinin yetkisiz ve hesap sorulabilir olmaktan uzak, ticari amaçla kurulmuş özel bir şirkete devredilmesi, kültürel mirasın korunmasında önüne geçilemez bir tahribata neden olacağı açıktır.

Bu durum, başta Kültür Bakanlığı olmak üzere, kamu kurumlarında yeterince arkeolog, sanat tarihi vb. uzmanları istihdam etmek yerine arkeolojik miras ile ilgili tasarrufun özel sektöre terk edilme niyetini ortaya koymakta, diğer taraftan istihdam sorununun çözümü olarak da taşeronlaşma dayatılmaktadır.

Ülkemizde arkeoloji çalışmaların hangi kurumlar tarafından ve ne şekilde yürütüleceği yasalarla açıkça tanımlı olduğunu tekrar hatırlatmak isteriz. Hal böyleyken geçici çözüm arayışları yerine Kültür Bakanlığı ve diğer tüm kamu kurumlarında arkeolog kadrosu arttırılarak, kültürel mirasın korunmasında kamunun etkinliğinin güçlendirilmesi bir an önce sağlanmalıdır.

Kamuoyuna saygıyla duyurulur.

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi - 30 Mayıs 2014