AYASOFYA HAKKINDA GÖRÜŞ

Fotoğraf: Mehdi Shabani

Ayasofya, Doğu Roma İmparatoru I. Iustinianus tarafından 532-537 yılları arasında, Miletos’lu Isidoros ve Tralles’li Anthemios’a yaptırılmıştır. Aslında Iustinianus burada muhtemelen öncülerinden biri bir tapınak olan ve daha sonra yanıp yeniden inşa edilen bir kilisenin yerine bu yapıyı inşa ettirmiştir. Dönemi için cesur bir strüktürel teknoloji sergileyen Ayasofya İmparatorluğun kilisesi olarak siyasi ve dini önemini hep korumuştur. Yapının ebatları ve konstrüksiyonu ziyaretçilerinde tarih boyunca büyük bir etki bırakmış ve aynı zamanda günümüze kadar hiç kesilmeyen onarım sorunlarına da neden olmuştur.

1453 yılında şehrin Osmanlılar’ın eline geçmesinden sonra da eski gelenek devam ettirilerek bir imparatorluk anıtı olarak yaşamını sürdürmüştür. Yapılan araştırmalar Fatih Sultan Mehmet’in mozaik ve freskleri kapatmadan yapıyı cami olarak ibadete açtığını göstermiştir. Zaman içinde dini baskılardan dolayı resimlerin üstü kapatılmış ve yapıya ihtiyaca göre eklentiler yapılmıştır: minareler, strüktürel destekler, türbeler, kütüphane, muvvakithane vs. Osmanlı Dönemi’nde Ayasofya kubbeli pandantifli temel strüktürü anıtsal camilerin mimarisi için bir ideal, bir eşik olarak kabul edilmiştir. Bu yönüyle Ayasofya duvarlarının dışında Süleymaniye, Selimiye, Kılıç Ali Paşa Camileri gibi çoğu örnekte mimari üslubuyla varlığını sürdürmektedir. Simgesel değeri çok yüklü olduğu için Ortodoks dünyasında da Ayasofya’ya çok referans bulunur. Mimarisi 20. yüzyılda Paris’te Saint Esprit Kilisesi veya Amerika’da pek çok kiliseye esin kaynağı olmaya devam etmiştir.

20. yüzyılda Ayasofya’nın evrensel değerine vurgu yaparak Bakanlar Kurulu’nun 24 Kasım 1934 tarih ve 7/1589 sayılı kararıyla müzeye çevrilmiş olup 1 Şubat 1935’te ziyarete açılması Ayasofya’nın tarih boyunca barındırdığı tüm dinlere eşit mesafede ve hepsinin izlerini aynı anda topluma sunabilecek dinler üstü bir işleve sahip olmasını sağlamıştır. Bu sayede Ayasofya tek başına hiçbir kimliğe ait olamayan evrensel bir müşterek olabilmiştir. 86 yıl boyunca dünyanın dört bir yanından ziyaretçilerini etkilemeye ve onlara biraradılığın, medeniyetler arası barışın zenginliğini sunmaya devam etmiştir.

Ancak zaman içinde Ayasofya kilise- müze- cami tartışmalarıyla sürekli kimlikler arası çatışmacı bir siyasetin nesnesi haline getirilmiştir. Ülkenin gerçek gündemiyle ilişkisi olmadan 550 senedir bitirilemeyen fetih söylemleri uğruna yapının anlamı tamamen saptırılmaktadır. 10 Temmuz 2020 tarihinde Danıştay 10. Dairesi, Ayasofya'nın camiden müzeye dönüştürülmesine dair 24 Kasım 1934 tarihli Bakanlar Kurulu kararını iptal etmesi de bu anlayışın neden olduğu olaylar silsilesinin bir tanesidir. Ayasofya’yı bir döneme indirgemek hem kent hem de yapının tarihi için büyük bir fakirliktir. Ne de olsa Ayasofya tarihi boyunca kazandıklarıyla artık tek başına hiçbir dini gruba ve döneme ait değildir; herkesindir ve bu yüzden ona sahip çıkacak olan kurumlar dinler üstü olmalıdır.  

Dünya kültür mirası açısından benzersiz ve evrensel olan bu yapının camiye dönüştürülmesi yapıya ve kültürel barışa yapılmış bir haksızlıktır. Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi olarak insanlığın ortak kültürel mirasının çeşitli siyasi emellere alet edilmesini etik bulmuyoruz ve kabul etmiyoruz. 15.07.2020

Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi Yönetim Kurulu