Umulmadık topraklar'da hepimiz göçmeniz

Röportaj: Haziran Düzkan 

Kültür Servisi - 19.11.2016

26. Uluslararası İstanbul Sanat Fuarı ARTİST, bu yıl “Umulmadık Topraklar” temasıyla yola çıktı. Fuarın koordinatörü Ezgi Bakçay ile fuarın yenilenen yüzünü, içeriğini, bu senenin gündemlerini ve kaygılarını konuştuk. 

Bu sene sizin ARTİST’teki ilk seneniz. Nasıl yola çıktınız? Geçtiğimiz senelere göre nasıl bir farkı var bu sene fuarın?

Bu sene geniş bir küratöryal ekip, sergiler, paneller, performanslar ve atölyeler dizisi olarak, disiplinlerarası ve kolektif bir yaratıcılık alanı olan Umulmadık Topraklar’ı oluşturdu. Umulmadık Topraklar, UPSD’nin, Karşı Sanat’ın, Evin Sanat Galerisi’nin, Ada Sanat’ın, son yıllarda Ali Şimşek’in düzenlediği sergilerin, galeri temsiliyeti dışına çıkarak sanat fuarı mantığını değiştirdiği bir izlek üzerine yerleşti. Çok küratörlü, yatay örgütlenme mantığını önererek heyecan yarattı. Emre Zeytinoğlu, Latife Uluçınar, Barış Seyitvan, Rahmi Öğdül, İpek Çankaya, Rafet Aslan, Aslıhan Kaplan Bayrak, Mahmut Koyuncu, Ada Sanat, Yekhan Pınarlıgil, Murat Alat, Leman Sevda Darıcıoğlu’nun Hayal Pavyonu, Taner Güven, Zeki Coşkun, amber Platform, Gogo Smili - Zoe Manta, FUAM, Hinterland Galerie, Asfalt Galeri, Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi, Mimarlar Odası Kent Düşleri Atölyesi, Arada Kültür Sanat Derneği, Taşeron Bağımsız Sanat İnisiyatifi, Bozcaada Uluslararası Ekolojik Belgesel Festivali (BIFED) müthiş bir toplam oluşturdu. Tüm bu sergiler arasında bir meydan, toplanma alanı da oluşturduk. Çok yetenekli genç heykeltıraşlar bu meydana büyük boyutlu işlerle yerleşti. Elimizden geldiğince fiziki mekân düzenini bozduk. Fuar halılarını kaldırmak bile bir gösterge. Yıllarca ARTİST’i ayakta tutmak için çok emek vermiş Ümit İyem, Feyyaz Yaman gibi değerli insanların desteği ile özgürce çalışma imkânı yakaladık. Eda Yiğit ve ben projenin koordinatörlüğünü yaptık. Eda toplumsal hareketlerle, ben ise sanat ile ilgilendim. Bu süreç yaklaşık bir yıldır sürdü, son yedi ayda ciddi şekilde yorucu bir mesaiye dönüştü. Gittikçe sıklaşan rutin toplantılarda küratöryel kadro kavramsal yaklaşımlarını ve fuardan beklentilerini tartıştı. Her adımda fikir alışverişi yaptık. İhtiyaç listelerinin oluşmasından ve mekân kullanımı ile ilgili konulara kadar her şey ortak toplantılarda uzun uzun tartışıldı ve nihayet üç gecede tüm sergi kuruldu. Bence işin en keyifli kısmı buydu. İnsanların birbirini tanıması için birlikte üretmesi ve yan yana fiziksel emek harcamasının değerli bir fırsat olduğunu düşünüyorum. Bu sürecin politik bir tavır olduğunu söyleyebilirim.

(...)

Sanat ve toplumsal hareketler

Toplumsal hareketlerle birlikte çalışmaya nasıl karar verdiniz? 

Bunu Hafriyat geleneğiyle ilişkilendirmek isterim. Ben İmece Toplumum Şehircilik Hareketi’nde yıllarca kentsel toplumsal mücadele içinde bulunmuş birisiyim. Bizim o zamanlar Hafriyat’ın davetiyle onların Karaköy’deki dükkânında yaptığımız bir sunum var. Benim sanat alanına yeni dokunmaya başladığım zamandı ve çok değerli bir tecrübeydi. Sanat ve toplumsal hareketler karşılaşmasından çok etkilendim. Bu fikri büyüten birçok insan bugün burada sergiler içinde bizimle. Ayrıca Nalan (Yırtmaç) Umulmadık Topraklar’da fanzin atölyesi yaptı. Hakan Gürsoytrak projenin başından beri bizimle çalıştı. Toplumsal hareketlerin de sanatın da yaşamı dönüştürmek derdi olduğu ilk cevap. Fakat bir cevabım daha var. Bugün sanat sosyal bilimlerin bilgi alanından besleniyor. Kente, kültüre, yaşama dair bilgiyi üreten ise toplumsal hareketler. Politik bir duruş olarak bilgi üretiminden bahsediyorum. Örneğin ekoloji ile ilgili bilgiyi üreten Kuzey Ormanları Savunması’dır, herhangi bir yerden bu bilgiyi alamazsınız. Gidip Büyükşehir Belediyesi’nden kent, kültürel miras üzerine sağlıklı bilgi alamazsınız ama kent hareketlerinden alırsınız. Bu temas zorunlu, sanatçıların ihtiyacı. Toplumsal hareketlerin ihtiyacı ise bilgiyi duyusallaştırmak. Bilginin dolaşımını sağlayacak araçlar elimizden alınmışken bu ilişki giderek önemli hale geliyor. Eda Yiğit’in davetiyle Arkeologlar Derneği İstanbul Şubesi’nin, Mimarlar Odası Kent Düşleri Atölyesi’nin katılımı çok değerli oldu. İstanbul Kent Savunması da panellerle tartışmamıza dahil oldu. 

(...)

Sizin ARTİST seçkiniz nedir?

“Hayal” bir enstalasyon. Yapıt, deneyim, müzik, dans, performans, her şeyiyle bir bütün, çok cesur ve etkili bir iş. Bu senenin özgürleşme, açılma haline onların büyük bir katkısı var. Rafet Arslan göçebe çadırıyla mekanın geometrisini bozarak önümüzdeki yıllara ilham verecek bir hamle yaptı. Arkeologlar Derneği’nin toprağı yorumlama biçimi ve olağanüstü emekle mekanı kusursuzca kullanması etkileyici bir sonuç verdi. Barış Seyitvan Diyarbakır’dan ağır hikayelerle geldi ve kendi başına bir köşe oluşturdu. Mahmut Koyuncu’nun küratörlüğünü yaptığı serginin dinamik ekibi geleceğe uzanacak kolektif bir gücü açığa çıkardı. Amber Platform yeni medya işleri ve robot şairi çemberi tamamladı. Göçmen Kadınlar Birliği’nin ABC’si: Dişil Bir Sözlük Umulmadık Topraklar için Türkçeye çevrilip yayınlandı. Sergilerde çok iyi işlerler var. Hepsini sayamam burada ama hepsinin birbirine destek attığını söyleyebilirim. Performanslar ise bence bu yıla damgasını vurdu. Açılışta Enzo İkah ardından RAD DAR üzere Murat Akdağ’ı izlediğimde tamam işte budur dedim.

(...)