“Kültür varlığını bir dekor olarak sunan ticari etkinlikler yapılmamalı”

29 Haziran 2017, sendika49.org

Efes Antik Kenti’nde turistik bir kruvaziye için organizasyon yapılmasının ardından Arkeologlar Derneği’ne kültür varlıklarının bu organizasyonlarda kullanımını sorduk. Derneği İstanbul Şubesi Başkanı Yiğit Ozar kültür varlığını bir dekor olarak sunan ticari etkinlikler için kullanılmaması gerektiğini söyledi

İzmir’de bulunan Efes Antik Kenti’nde geçtiğimiz günlerde yapılan bir organizasyon sosyal medyada paylaşılmıştı. Organizasyonun bir sünnet düğünü olduğu belirtilirken antik kentte düğün yapılması sosyal medyada çok fazla tepki aldı. Bunun üzerine 28 haziran’da açıklama yapan Kültür ve Turizm Bakanlığı etkinliğin bir düğün olmadığını belirterek turistik bir kruvaziye gemisinin yolcuları için düzenlenmiş tanıtım etkinliği olduğunu söyledi.

Bakanlığın açıklamasının ardından akıllarda kültür varlıklarının korunmasının nasıl sağlanacağı ve toplumun kültür varlığıyla nasıl ilişki kurması gerektiği sorusu kaldı. Bakanlık açıklamasında da belirttiği gibi “dikkatli” olarak  böyle bir etkinlik düzenleyebilir miydi yoksa kültür varlıklarında asla bu tür organizasyonlar yapılmamalı mıydı? Bu soruları Arkeologlar Derneği İstanbul Şube Başkanı Yiğit Ozar’a sorduk:

Ha sünnet düğünü ya yemek organizasyonu

Öncelikle yapılan kültürel bir faaliyet değil. İzinli olup olmaması da şu noktada pek önemli değil. İzinli olması sadece üzüntü kaynağı olabilir ancak. “Sünnet düğünü değildi ama bir geminin turistleri için düzenlenmiş bir yemek organizasyonuydu” deniyor, ki mekanın kullanılması açısından değerlendirildiğinde ikisi arasında pek fark yok.

Kültür varlığı evrensel ve kamusaldır

Orada sünnet düğünü veya bir yemek organizasyonu kültür varlığına fiziken zarar vermeden yapılabilir ancak ilkesel olarak doğru olmaz. Çünkü kültür varlığı evrensel, dolayısıyla da kamusal bir değerdir. Ziyaret saatlerinin, genel kullanım koşullarının, dışına çıkarak belli gruplara tahsis edilmesi kültür varlığı üzerinden belli gruplara ayrıcalık yaratmakta. Prensip olarak kültür varlığı mülkiyeti kimde olursa olsun herkesindir ve herkesin de bu kültür varlığını kullanım şartları, bilimsel kriterler göz önüne alınarak, eşit olmalı. Bu uygulama söz konusu eşitliği bozuyor.

Kısa süreliğine de olsa kültür varlığı özelleştirilmiştir

Tüm toplumlara ait bir değeri belirli grupların hizmetine sunuyor, kısa süreliğine de olsa özelleştiriyor. Elbette ören yerlerindeki varlıklar nesneleştirilerek korunmamalı, toplumun yaşamını zenginleştirecek bir değere dönüşebilmesi için zaman zaman kültürel etkinliklere mekan olabilmeli. Ancak, her kültür varlığının kullanımı ile ilgili fiziki koşullar, o varlığın kendine özeldir. Bu koşullar bilimsel ilkelere göre belirlenip, toplum ve kültür varlığı arasındaki ilişkiyi güçlendirecek kültürel etkinliker için geçerli olmalı. Kültür varlığını bir dekor olarak sunan ticari etkinlikler için değil

Sendika.Org